Hocaların Hocası Süheyl Ünver

Hayatı

Uğur Derman, Süheyl Ünver ile ilgili şunları söyler: “”1898 Şubat’ının onyedisi, Hicrî Takvim’e göre 1315 yılı Ramazan ayının 27’nci gününe rastlar. O gün İstanbul’da Kadir topları atılırken, Mustafa Enver Bey’le Safiye Hanım’ın Haseki’deki evlerinde bir evlâtları dünyaya gelmiştir…  Doğum Çok kolay olmuş, bu yüzden de yavruya “Ahmed Sehîl” ismi verilmiştir. Çocuk bu ismi ortaokula kadar taşıyacak; fakat, rüşdiye tahsili sırasında fransızca hocası, isminin mânâsını öğrenip “Oo.. Monsieur Facile!” (Bay Kolay) deyince, kendisinin bundan sonra böyle Çağrılacağı korkusuyla Sehîl, ismini “Süheyl”e Çevirecektir…”

İlkokul ve ortaokul öğreniminden sonra İstanbul Dârülfünûnu’nda Tıp eğitimi almış ve 1920 yılında mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından cildiye bölümünde bir süre çalışır ve ardından Haseki Hastanesi’nin dahiliye bölümüne geçer. Bu süreçte yakın çevresinden de sanatçıların içinde olduğu kişilerden; hat, sülüs, nesih, karakalem, suluboya ve ebru eğitimi aldı. 1923’te Medresetü’l-hattâtîn’den tezhip ve ebru icâzetnâmesi aldı.

220px-Süheyl_Ünver

Süheyl Ünver 1927 yılında hocası Akil Muhtar’ın desteği ile Paris’e girmiş ve Paris’te Pitié Hastahanesi’nde Marcel Labbé’nin yanında asistan olarak çalışmıştır. Öncesinde ise Abdülaziz Mecdi Efendi’den tasavvuf ile ilgili dersler almıştır. Paris’te de sanat çalışmalarına devam etmiş tezhip, minyatür ve yazma eserler üzerine çalışmalar yapmıştır. 1929 yılında Türkiye’ye döndü ve bu arada 3 ay Avusturya’ya giderek yazma eserler üzerine bir çalışma yaptı. Romanya, Yugoslavya, Yunanistan, Fransa, İsviçre, italya,Almanya, Avusturya, Mısır, Irak, İran, Amerika,Roma ve Hollanda’da inceleme gezilerinde bulundu. (1929-1969)Topkapı Sarayı Müzesi’nde 500 yıllık nakışhaneyi yeniden kurarak öğrenci yetiştirdi. Öğrencilerinden biri de daha sonra nakışhaneyi bırakacağı kızı Gülbün Mesera’dır. Ayrıca buradaki müzelerde Türk eserlerini tespit etti. 1930’da İstanbul Darülfünunu’na geçerel tedavi ve farmakodinami alanında eğitim vermeye başladı.

1933 yılındaki üniversite reformu esnasında tıp tarihi kürsüsünü kurdu ve Türk Tıp Tarihi Arkivi dergisini çıkardı. 1939’da profesör, 1954 ise ordinaryüs ünvanını aldı. Süheyl Ünver 1958-1959 yılları arasında Amerika’da misafir profesör olarak çalıştı. Türkiye’ye dönerek bir süre  Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsü’nün başkanlığını yaptı. Cerrahpaşada ise aynı isimle bir kürsü daha kurdu. 1973 yılına yani emekli olana kadar çeşitli ülkelerde Türk Tıp Tarihi seminerleri ve türk süsleme sanatı seminerleri verdi. Ölümüne kadar tezhip derslerine ve çalışmalarına devam etti. Kabri Edirnekapı’da Sakızağacı Mezarlığı’ndadır. Kendisi Arapça, Farsça ve Fransızca bilmektedir. Kendi kütüphanesini ise Türk Tarih Kurumu ve Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağışlamıştır.

Eserleri ve Çalışmaları

Ahmet Süheyl Ünver tıp tarihi ile ilgili çok önemli çalışmalar yapmıştır. Türk Tarihi’nde geçmişten kendi devrine kadar olan tıp üzerine çalışma yapmış kişileri ve kurumları araştırmıştır. Ayrıca hekim kimliğinin yanında bilim ve sanat tarihçisi kimliği ile de yazılar yayımlamıştır. Mesela sadece Selçuklu Dönemine ait tıp literatür çalışması vardır. Bütün bunların yanında gezdiği yerler ile ilgili çalışmalar da yapmıştır. Birçok gezi defterleri hazırlamıştır. Sadece İstanbul Üniversitesi’nde 1150 tane defteri vardır. Bu defterler sanat, tıp ve bilim tarihi ile ilgilidir. Kızı Gülbün Mesara hanımda tasnif edilmemiş bir şekilde tezhip, minyatür, katı‘ örnekleri ve sulu boya çalışmalarında dair bir çok eser daha mevcuttur.

4f857bd76be643056

Süheyl Ünver bir araştırmacı olmanın yanında iyi bir sanatçı ve şairdir. Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Topkapı Sarayı’nda bir süre Türk süslemesi ile ilgili kurslar vermiştir. Bütün bunların yanında Türk Tıp Folklörü’ünün kurucusu olarak bilinir. Selçuklu Dönemi’nden başlamak üzere her köşe taşı, mezarlık, cami, mescid, namazgâh, hamam, çeşme, sebil, konak, ev gibi konular üzerinde derinlemesine araştırmaları da mevcuttur. Bir süre tekke adabı üzerine çalışmalarda da bulunmuştur. İstanbul’a ayrı bir önem verir: “İstanbul bütün Türk tarihinin, Türk coğrafyasının bir terkibi, bir hulâsası ve bir tecellisi olmuştur.” der. Yaklaşık 2000 adet eseri mevcut olup başlıca eserleri şunlardır:

• Anadolu Beylikleri ve tıp tarihimiz, 1938.

• Yılan remzi ve Selçuklular Tababeti, 1939.

• Selçuklular Döneminde Tıp, 1940.

• Mahya Hakkında araştırmalar, 1940.

• “Tıb Tarihi”, İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1943.

• İlim ve Sanat Bakımından Fatih Devri Albümü, 1943.

• Türk Göz Hekimliği Tarihine Ait Notlar, 1946.

• Ressam Nigari, 1946.

• Fatih Külliyesi ve Zamanı İlim Hayatı, 1946.

• Ali Kuşçu, 1948.

• Fatih Devri Yemekleri , İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü, 1952

• Kahvehanelerimiz ve Eşyası, 1967.

• İstanbul Rasathanesi, 1972.

• Şehir Ressam Hasan Rıza Hayatı ve Eserleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s