Anka’yı aramak-1

Nereye gideceğini kestiremediğim bir yazı… Sanırım az önce okuduğum bir yazıdan etkilendim. Aslında bir çok şey birikmişti. Genelde okudukça yazasım gelir ama bu sefer göz yaşımı akıtmak istiyorum. Verilecek bir canımız var. Onu da onurlu bir yolda ve onurlu bir şekilde vermek isterim. İşte gözyaşı ve kelimeler de öyledir benim için. Hiç bir boşa akmamalı. Kalpten dile yansımazsa göze yansır. Gözden yaş olup akmazsa harf harf kelime kelime akar. Bir de dün birisi beni kendime getiren bir söz söyledi. Onu buraya yazamayacağım. Yani o kadar da kaldırmaz sanırım ne dilim ne yüreğim ne de kalemim.  Bilmem belki araya bir yere sıkıştırırım.

Bir arkadaş “sürekli soyut konuşuyorsun anlamıyorum” diyor. Haklı. Aslında ben de anlamadığım için böyle yazıyorum. Kendimi anlamaya çalışıyorum. Az kelime bildiğim için sınırlı düşünebiliyorum. Dış gerçekliği resmetmem bu kelimelerle çok itici olur. Sürekli aynı şeyleri anlatmış olurum. Bundan ötürü kendi anlamadığım şeyleri başkalarına yazıyorum. Birileri neyi anlamadığımı anlar diye. Ama yok. Kimse kimseyi anlamıyor.

Ben hep anlayışlı biri olduğumu düşünürdüm. İnsanların derdi ile dertlenen biri olduğumu zannederdim. Hep böyle olduğumu düşündüğüm için çok da problem yoktu sanırım. Sonra ne mi oldu? Sonra bir de baktım ki ben kendimin kim olduğunu bilmiyorum. Çok düşündüm. Yıllardır da düşünüyorum. Kimim, ideolojim ne benim? Kimliğim? Unknown… İçi boş bir balon… Renkli, parlak, büyük, sürekli gökyüzüne doğru yükselmekte olan ama içi boş bir balon. Hayatın gerçekleri vardı. Çok net gerçekliklerdi bunlar. Kaf dağında falan aramaya gerek yoktu aslında. Ama Kaf dağını aramakla geçti ömrüm. Önce dağı bulmalıydım. Gizemliydi o. Herkes bulamazdı ve birileri öyle bir dağ yok diyordu. Zaten beni cezbeden de o birilerinin “yok” demesiydi. Çünkü vardı ve herkes bulamadığı için o Kaf dağıydı. Yani ben öyle sanıyordum. Dağı bulacak ve anka kuşunu görecektim.

s-5e6bc57caee9b3d2d3bb48ec424bd3857306f5d6.jpg

Sonra mı? İşte herşey burada bitiyor. Aslında herşey burada başlıyor. Her başlangıç bir bitişin sonudur. Ama Anka kuşunu görünce ne olacaktı hiç düşünmemiştim. Yıllardır haritasız pusulasız bir serabın peşinden gittiğim yetmediği gibi masallardaki bir kuşu aramaya harcadım vaktimi. Okudum evet. Yazdım da. Ama ne oldu biliyor musunuz? Balon çok yükseklere çıkınca ne olur bilirsiniz. Patladı. Parçaları her yere dağıldı. İçi boş bir balondu o çünkü. Balonun kaderi buydu. Anka’yı aramakla geçen yılların acısını balonun parçalarının binbir yere dağılışı ile çıkarmak istiyordum artık.

Toparlamaya gerek yoktu. Dağılmıştı bir kere. İnsanın özü cinnet hali değil mi? Evet öyle. Sanırım ben de o hali yaşıyorum. Doyumsuz, duyumsuz yaşıyorum. Çünkü hala 17 yaşındayım ben. Çünkü ben paramparça biriyim. Darmadağın, keşmekeş…

Hazan oldu baharı beklerken

Derbeder, perişan çiçekler açtı

Martılar rıhtıma küskün şimdi

Dostlar nihan oldu bahçelerde

Haykırmak gelir içimden. Alabildiğince uzaklara. Okyanusların, dağların, ötesine. Ama nafile. “Ey sen! Halden anlamaz. Nefesim tükenene kadar seslendim artık yeter. Duymaz mısın?” Duymuyormuş demek ki. Kim mi? Hiiiç,  bilmiyorum kim olduğunu. Ama hep seslendim yılllarca. Anka’nın sahibiydi belki o, bilmiyorum. Ama Anka’yı öldürünce o da öldü. Yazık… Yıllara mı, nefese mi? Gelecek zamanın kasvetine mi? İnsanlığın haline mi? Aslında sadece bana yazık oldu. Benim nefesime, benim bedenime, benim aklıma… Bitti mi? Bilmiyorum. Bildiğim bir şey var: o da yaşımın 17 olduğu.

anka-kusu.jpg

8 Comments

    1. Merhabalar, Uzun bir zaman önce tasavvuf üzerine okuma yaptım. Hatta Zunnuni Mısri ile ilgili bir roman dahi yazmaya başladım. Zamanla ilgim kayboldu daha sonra bu eksende okumayı ve yazmayı bıraktım. Ancak o dönem için haz aldığımı söyleyebilirim. Burada kullandığım öğeler ve semboller tasavvuf ile ilgili değil. Tamamen o anki ruh halim ve gerçek yaşamdan kesitlri sembılik bir ifade ile sunmaya çalıştım.

      Liked by 1 kişi

      1. Peki , çok teşekkür ederim yakın bir zamanda tasavvufi olarak bu anka sembolü üzerinde durmuştum incelenmeye değer farklı açılardan bakmanız belki benim hissettirdiklerimi hissettirebilir sevgiler 🙂

        Beğen

  1. Bununla ilgili bir yazım yok aslında tasavvufta tefekkür etmek çok güzel bir şeydir. Bu blogta kendimce pek didaktik şeyler yazmayı sevmiyorum. Sadece hislerimi yansıttığım bir blog.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s