Tanrı Dağında Peygamber Çiçeği

dağlara bir tohum düştü
geçmişi gibi kasvetli ve susuz bu toprağa
bir tohum düştü bir gece
çatlak ve en derin yerine
üzerine kar yağdı uçsuz bucaksız dağların
dağ üstünde dağ oldu sanki
yıllarca iki dağın altında ezildi durdu
zaman geleceğe deviniyordu
biliyordu güzel günler gelecekti
peygamber duası ediyordu tohum
önce balıktan sonra engin denizden kurtulmak için

*

ne hayatlar yaşanmıştı bu coğrafyada
kaç adem gelip geçmişti ulu dağın yanından

kim bilebilirdi orada bir tohum yattığını

günler mi asırlar mı bin yıllar mı bilinmez
ne zamanlar gelip geçmişti
şarkın en güzel çiçeği açmıştı
kimselerin gidemediği bilemediği bir yerde

dağın zirvesinde, en derinden en yükseklere

*

tanrı dağında bir peygamber çiçeği
ululardan ulu yücelerden yüce
salahaddin’in suladığı, ibrahim’in dualadığı bir çiçek

her mevsimi farklı açar farklı kokular saçar
ismail gibi boyun eğer, belki yerine kurban gelir diye

her gecesinde geleceğe ağıt yakar, türküler besteler

 

**************************

 

yine bir gece.. yine bir ağıt
zirvede biri ağlıyor, bir de kan kokuyor
kime ait bu sislerin ardındaki gölge

*

 

anamın iniltisi mi o, yoksa bir delinin çığlığı mı

yeni doğan bir mazlumun ağlamaklı sesi midir

 

nedir, kimdir bilemiyorum
hayır hayır, yoksa o ben miyim
ağlaması ben haykırışı ben
zulme, karanlığa ve kana isyan ediyor

ben gibi bağırıyor, ben gibi susuyor

suskunluğunun ardında gök gürültüsü

bakışlarında yılların tutsaklığı saklı

ayağında pranga, dilinde özgürlük türküsü

 

*

 

hava soğuk, ay yine yok bu gece
bir ses yankılanıyor dağların eteğinde “kaçmış..”
kilisenin çanları çalıyor
her tarafta postallı adamlar
uzaktan bir isyancının ayak sesleri geliyor

ufukta, karanlıkların arasında, ayağına zincir

elinde dünya güzeli bir çiçek kanıyor
zalimler pusuda, and etmişler vurmaya
demir demire çarpıyor
mağaranın kenarına yığılıp kalıyor
takvim yaprağı gibi tarih kayıp giderken elinden

çan seslerinin yerini salah alıyor
cansız bedeninin yanında iki adam
dağların iki reisi;
başucundaki ağlamaklı bir ses ile yasin okurken

diğeri yüksek sesle manifesto okuyor
özgürlük bekçisi tek toprak, tek vücut, iki kardeş

*

 

sual melekleri karşısında nasıl dile gelecekse insan

asrın yaşanmışlığı da böyle bir panaromada dile geldi

*

 

bütün bunların hepsi platon’un mağara alegorisi mi
yoksa gerçekten tanrı dağında peygamber çiçeğinin hikayesi mi

 

04.05.2010

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s