Kapalı Toplum Yapısı ve Cinsel Hastalıklara Eğilim: Pedofili ve Ensest Örneği

Başlıkta belirtilen konunun içerisinde geçen kavramlara tanımları ve tanıları ile birlikte değineceğim. Bu konunun zihin dünyamda oluşturduğu algı ve son şekline gelene kadarki evrilme sürecinden bahsedip kapsamı hakkında bilgileri paylaşacağım. Ancak hepsinden önce literatür taraması sonucunda ulaştığım kaynaklar ve bu kaynakların niteliği, kapsamı, yeterliliği ve eksik yönleri hakkında bilgi vermekte fayda görüyorum.

Son günlerde gerek sosyal medya gerek haber niteliği taşıyan metinler ile birlikte sanat dünyası da dahil olmak üzere bu konu çokça karşımıza çıkmaktadır. Bu konunun popülaritesinin sadece cinsel hastalıklar diye tanımladığımız hastalıkların artması eğiliminden kaynaklanmamaktadır. Bunlar sadece modern çağın sunduğu ve sonradan karşımıza çıkan hastalıklar değildirler. Yüzyıllardır var olan hastalıklardan bahsediyoruz. Ancak belli demografik sebeblerden dolayı  araştırmayı bırakın konuşulmasının dahi yasak ve günah kabul edildiğinden dolayı 2000’lerden öncesine gidildiğinde çok fazla veriye ulaşmanın mümkün olmadığını görmekteyiz. Özellikle ülkemiz için bu tarihler daha yakın zamana kadar çekilebilir.  Ülkemizde bu konuları üst başlık olarak ele alan bir tane bile kitap mevcut değildir.  Bunun için sadece makalelerle yetinmek durumunda kaldık. Hatta makalelerin nerede ise tamamı 2011 yılı ve sonrasına ait. Bunun için yazmayı tasarladığımız konuyu tamamlamak için mayınlı bölgeden geçmek gerekmektedir. Çünkü bu bir Vampir Hastalığıdır. Yani filmlerde bir kişi vampir tarafından ısırıldığında nasıl vampir oluyorsa, çocukluğunda cinsel istismara maruz kalan mağdur kişi de gelecekte çocuk istismarcısı bir zalim olabilir (Keçe 2016: s. 1). Profiria hastalığı da denilen bu hastalık hakkında bir Amerikalı Profesör şu cümleleri sarf etmiştir:

“Porfiria hastalarında görülen hemoglobin eksikliğine bağlı kansızlık, eski çağlarda bazı hastaların kan içmelerine sebep oluyordu. Porfiria aynı zamanda hastaların dış görünüşlerine de etki ediyordu: derinin çok soluk renkli görünmesi, ışığa duyarlılık, hastalık sebebiyle floresan özellikte bazı maddelerin dişlerde birikmesi ve diş etlerinde aşırı çekilmeler… Sanırım vampirlerin nereden geldiğini çözdünüz bile (http://www.hastane.com.tr/vampir-hastaligi-nedir.html, 07.01.2017).

İşte üst paragrafta gördüğünüz üzere profiria hastalığına benzetilen bu hastalıklar 21.yy’da sadece akademik camiada değil insanlar arasında da algılanabilir bir düzeye indirgenmiş ancak özellikle bizim anlatacağımız pedofili ve enseste olan eğilim artmıştır. Pedofiliyi; fiziksel, duygusal, sosyal, ahlaki, kültürel ve hukuki boyutları olan geniş kapsamlı ve karmaşık bir sorundur şeklinde tanımlamak uygun olur (Alpaslan 2014: s. 194). İstismar çocuğun duygusal ve cinsel gelişimini, kişiler arası ilişkilerini, özgüvenini sarsan akut ve kronik travmadır. İstismar çocuk ya da ergen ile kan bağı olan ya da ona bakmakla yükümlü birisi tarafından yapılmışsa bu durum “ensest” olarak adlandırılır (Alpaslan 2014, s. 195).

Tezimizin ana konusunu ilgilendiren bir başka kavram ise kapalı toplumdur. Kapalı toplumdan kastımız kendi geleneklerimiz ve algı çerçevemizden değerlendirecek olursak muhafazakarlık olarak adlandırmak mümkündür. Muhafazakârlık (conservatisme) sözlük anlamı bakımından, bir toplumun yarattığı değerlerin, oluşturduğu kurumların, normların, gelenek ve göreneklerin, dolayısıyla böylece meydana getirilen toplumsal düzenin, kültürün korunmasını, ifade eder. Burada denenmiş, uygulanmış yöntemler, tutum ve davranışlar esas alınmakta ve bunların sürekli olması istenmektedir. Böylece yerleşik düzen, sosyal yapı savunulmakta ve bu yapının hızlı bir biçimde, kapsamlı olarak değiştirilmesine karşı çıkılmaktadır. Bu kavram bir grubun, topluluğun çeşitli konulardaki eğilimlerini, tutumunu anlatmaktadır, yani bu bir tutumu, bir bakış açısını ifade etmektedir (Yaka 2012, s. 1).

Gerçekte muhafazakârlık standart, zaman ve toplumlara, duruma göre değişmeyen bir kavram da değildir. Bu kavramla ilgili geniş bir izafiyet, değişkenlik söz konusudur. Örneğin din, dindarlık muhafazakârlığın önemli bir unsuru kabul edilir. Ancak örneğin Arabistan’da İslamiyet’in doğuşu bir anlamda tam radikal bir toplum projesidir. O dönemde eski düzeni savunanlar muhafazakârdırlar, yeni dine mensup dindarlar ise devrimci-radikaldirler. Dolayısıyla bir dönemin radikalleri başka bir dönemin muhafazakârları hatta gericileri olabilirler. Rusya’da sosyalist bir devrimi gerçekleştiren komünistler, 1989’da sistem kendiliğinden çökünce 1990 sonrasında yeni sosyoekonomik sistemin muhafazakârları hâline gelmişlerdir. Çünkü eski sistemi savunmaya başlamışlardır. Bu bakımdan zamanla bu nitelikler ve roller değişebilmektedir. Ayrıca kavram çok boyutludur; psikolojik, ahlaki, dinsel, siyasi, ekonomik, ideolojik, kültürel boyutları vardır. Bireyler yaşamları içinde gençlik ve yaşlılık dönemlerinde de bu kavram açısından yaşa bağlı olarak da genelde farklı tutum sergilemektedirler. Toplumda genelde genç insanların daha radikal ve değişmeden yana oldukları, yaşlıların ise onlara göre daha muhafazakâr oldukları varsayılır. İnsanların kendilerini “devrimci”, “muhafazakâr” olarak nitelendirmeleri önemli değildir. Önemli ve işlevsel olan durdukları yer ve sosyal düzen açısından oynadıkları rol önemlidir. Solda ve değişmeden yana görünen bir kişi, kişilik özellikleri ve aldığı eğitim bakımından totaliter, katı, tutucu ve hoşgörüsüz olabilir. Bu insan aslında muhafazakâr yapılı birisidir. Dolayısıyla muhafazakârlıkta esas olarak bireysel olan bu psikolojik boyut çok önemlidir (Yaka 2012, s. 1). Biz bu kavramı Aydın Yaka’nın çizmiş olduğu muhafazakarlık çerçevesine ele alacağız.

Bizim iddiamıza göre pedofili ve ensest gibi cinsel hastalıkların temelinde kapalı toplumun bireyler üzerindeki baskıları yatmaktadır. Mağdur ve hastanın özelliklerine kısaca bakacak olursak karşımıza daha net bir tablo çıkmaktadır. Mağdur’u bu sürece sürükleyen nedenler; merak, ilgi ve sevgi ihtiyacı, erişkinler tarafından kolayca yönlendirilebilme ve savunmasızlık, olayı gizleme eğilimi, çocuk şahitliği gibi nedenler karşımıza çıkmaktadır. Örneğin sadece merak argümanını ele alacak olursak şunları söylemek mümkündür:

Çocukların çevrelerindeki dünyaya yönelik doğal ve yoğun bir merak duygusu vardır. Büyüdükçe, meraklarının yoğunlaştığı konuların başında da cinsel- likleri gelir ve cinselliğe yönelik merakın yoğunluğu, cinselliğin toplumda halen bir tabu olmasından dola- yı çocuğun merakını giderecek bilgileri yakın çevre- sinden öğrenememesi sonucu gittikçe artar. Çocuk çevresinde (aile, televizyon, basın, çeşitli konuşmalar) kendisinin dışlandığı ve kendisine hiç veya çok az bilgi verilen bir şeylerin olduğunun farkına varır. Çocuğun doğal merakı ve bu merakı giderecek bilgilerin veril- meyişi, çocuğun saldırgan tarafından kolayca kullanılmasını sağlayabilir (Alpaslan 2014: s. 196)

İstismarcının özelliklerini ise şöyle sıralayabiliriz: genellikle erkektir, mağduru tanıma ihtimali yüksektir, cinsel güdüleri baskılanmıştır, özgüveni düşüktür, duygusal zekası gelişmemiştir (Alpaslan 2014: s. 194-197). Dikkatli bakıldığında görülecektir ki mağdur ve istismarcının ortak özelliği ile kapalı toplum yapısı bireylerine ait tanımlar kesişmektedir.

Yazacağımız makalede prognoz, hukuki anlam ve tedavi yöntemlerine çok az değineceğiz. Asıl bizi ilgilendiren bu eğilimin doğurduğu travmalar değil bu sürecin doğmasına neden olan özellikle kapalı toplumun özelliklerine değineceğiz. Bir de bu hastaların özellikle pedofilin bazı akademik çevreler tarafından kişisel kimliği de tek başına bir suç unsuru oluşturmaktadır (Sarıtaş 2014: s. 3). Şimdi Başbakanlık Sosyal Hizmetler Kurumu’nun 2010 yılında sunmuş olduğu rapordan ve Şahin Doğan’ın kaynakçada belirttiğimiz ve ekte görsellerini görebileceğimiz makalesinden  aldığımız bazı istatistiki verilere baktığımızda karşımıza çok daha net bir tablo çıkacağını umuyorum.

KAYNAKÇA

Alpaslan, A.H. (2014), “Çocukluk Döneminde Cinsel İstismar”, Kocatepe Tıp Dergisi, c. 15, s. 194-198.

Doğan, Ş. (2015), “Muhafazakârlık, Aile ve Kadın (Çankırı Örneği), Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / Cilt:17, Sayı 2, 163-193.

http://www.hastane.com.tr/vampir-hastaligi-nedir.html, 07.01.2017

Keçe, E. (2016), “Pedofili ve Yansımaları”, www.cemkece.com kişisel bloğu, s. 1.

Sarıtaş, E (2014), “Cinsel Özgürlük: Olanaklar ve Sınırlılıklar”, Feminist Politika, Sayı 23, s. 1-3.

Yaka, A. (2012), “Muhafazakârlık”, Toplumsal Dinamik Web Sitesi, s. 1.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s