İnsan Nedir?

İnsan nisyan kökünden gelir. Unutma demektir nisyan. Bir ayette Allah: “Ve onlar gibi olmayın ki Allahı unutmuşlardır da Allah da onlara kendilerini unutturmuştur, onlardır ki hep fasıklardır” der . Fasık, Allah’ın ayetini yalanlayanlara denir. İnsanın hilkati; nisyanı ve bilmeyi kapsar. Hangi vakit insan kendini unutmuşsa, onu yaratanı da unutmuş demektir. Ve işte o zaman fasık olur. Fıskın temelinde nisyan vardır. Öyleyse insan unuttuğunu hatırlamak ve bilmek durumundadır ki hilkatin özüne ulaşabilsin. Yani gerçek yaratıcıya ulaşabilsin. İnsan bunun için ne yapmalı o zaman? Unuttuğunu hatırlamalı. Hatırlarsa bilir, bilirse sever, severse tanır, tanırsa ona ulaşır, ona ulaşırsa ondan olur ya da o olur. Bir olana ulaşan insan birlikle ve birlikte hemhal olur. Ağlaması ona, gülmesi ona, sevgisi ona ait olur. Sevmek bilmeyi gerektirir. Bilmeyen, tanımayan sevemez. Ruhunu ve öznüne dokumak gerekir.

Ancak bilmek için insanın inançlarından kurtulması gerekir. William Clifford’a göre inançların elde edilişi önem arz eder:

Doğru ya da yanlış ile ilgili soru, onun inancının ortaya çıkışıyla ilgilidir, konusuyla değil; inancın ne olduğuyla değil, kişinin onu nasıl elde ettiğiyle ilgilidir; inancın doğru mu yanlış mı çıkacağıyla değil, kişinin elindeki gibi delillerle inanmaya hakkı olup olmamasıyla ilgilidir. 

İnsan inançlarından kurtulup bilgiye ulaşırken de elde ettiği deliller tutkuya ve önyargıya bağlı olmamalıdır. Bu şekilde inançları bilgiye dönüştürmek mümkün değildir. Zira inançları eylemden ayırt etmek mümkün değildir. Ortadoğu coğrafyasının başına gelen felaket tam da budur. Tüm bu yaşanılanlar tutkuyayla bağlı olunan ve sorgulanmayan, akıl süzgecinden geçirilmemiş inançların getirdiği felaketlerdir. Calliford der ki “İnanç kümemiz, hayatımızın her anında duyusal algılarımız ile eylemlerimiz arasında bir köprüdür”. Bu köprü tüm hayatımızı bu eksende yönlendirmekle kalmaz kişisel bir konu olmaktan da çıkar. Şüphelerimizi bastırarak ve araştırmaktan kaçınarak ayakta tuttuğumuz inançlar  insanlık için felaket doğurur. Sorgulanmamış ve kanıtlanmamış inançlarımız kutsallığını kaybeder. Bizim kutsal saydığımız ve sorgulamaya tabi tutmadığımız inançlarımız aslında kanıtlanmadığı ve bilgiye dönüşmediği için kutsallığını kaybedecektir. Bilme hissi ile birlikte doğan güç arzusu insanı inançlara bağlarken sorgulamaktan da korkutur. Bilgiye ulaşmak mümkün değildir artık. Sadece sorgulanmadan elde edilen inançlardan bahsetmek mümkündür ve elde edilen yalancı bir hazdır. Bundan sonra toplum ilkel vahşet dönemine doğru yol alır. Çatışma anlayışı zihinsel bir fenomen olmaktan çıkıp eylemsel bir hal alır. Bu da insanlık tarihine kara leke sürecektir.

Calliford’a göre

“Bir insan, eğer başka hiçbir neden bilmeksizin sadece bir din adamı öyle söyledi diye ya da konsil o şekilde tespit etti diye bir şeye inandıysa, doğruya inanırken dahi sapkınlık içinde olabilir. İnancının doğru olması elbette mümkündür, fakat yine de sahip olduğu bu doğru onun sapkınlığıdır”. 

Yani önemli olan inancın doğru olup olmaması değil inancın elde ediliş biçimidir. Hakikate ulaşmada kullanılan yöntem önem arzeder: delillerin sağlam olması ve sorgulama biçimi. Aksine insan kendine sapkın bir inanç dünyası oluşturur ve orada yaşamaya mahkum olur.

Başta ifade ettiğimiz konuya dönecek olursak insanın tanrıya ulaşabilmesi için unuttuğunu hatırlaması gerekir. Bunun için de bilmesi ve bilgiye ulaşması gerekir. Yani sapkın inanç dünyasından kurtulup gerçek anlamda bilgiye ulaşması gerekir. Sorgulamalı ve akıl süzgecinden geçirmeli ki nihayetinde de sağlam delillere ulaşabilmelidir. Aksine inanç saydığı ve gerçek yaratıcı diye addettiği tüm herşey sapkın fikirlerden başka şey değildir. Bu eksendeki tüm hareketleri de temellendirilmemiş inançlara dayanır. İşte o zaman insan fasık olur. Allah’ı unutan insan hakiki yaratıcıya ulaşamaz ve kendini de unutur. Artık dalıp gittiği gazap uykusundan uyanamaz ve sapkın inançlarının esiridir. O zaman insan nedir? İnsan, inançları ile bilgisi arasından tanrıyı arayan bir varlıktır. Bazen gerçekten tanrıya ulaşır bazen ulaştığını zanneder bazen tanrıyı değil kendini bile hatırlamaz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s