Ölüm Korkusu

İnsan ölümden neden korkar? Bunu iki sebebi olabilir. Ya yokluktan korktuğu için ölümden korkar ya da ölüm yeni bir hayat doğurduğu için korkar. Ne kadar birbiri ile çelişkili gibi görünse de her ikisi sebepten dolayı da ölümden korkabilir insan. Yaşamaktan korkunç bir durum olmasa da ölüm psikolojisinin kendi içinde bir çıkdırtıcılığı vardır. İnsanlar her ne sebepten dolayı ölümden korkarsa korksun, korkunun ardındaki temel mentalite: belirsizliktir. İnsan bilmediği her şeyden korkar. Karanlıktan korkar mesela, sevmekten , sevdiğinin gözlerinin içine bakmaktan korkar. Çünkü sonu meçhul başlangıçlara adım atar da ondan… Bilmek ne demek? Neyi, nasıl bilmek? Ve bilgi nasıl elde edilir? Elde edilen her bilgi doğru mudur? Bu bilgiler bizi ölüm bilgisine ulaştırabilir mi?
Bilmek merak etme duygusunu tatmin etmek demektir. Bu merak insanın mahiyetinde vardır. Cahiller ile bilge insanların farkı bilmemek değildir. Merak etmemektir. Merak etmeyen insan bilgiye ve sevgiye ulaşamaz. Ulaşmak da istemez. Hayatta rol yaparak yaşar. Bir tiyatro sanatçısı gibi. Oyun metnini ezberler ve oynar. Ve bir gün sahnenin ortasında ne söyleyeceğini unutuverir. İşte o zaman bilmemenin çaresizliği cahil bir siluet doğurur. İnançlara bağlı, saplantılı ve karakter yoksunu bir siluet. Sahnede küheylana dönen bir adam bir anda kendini dehlizlerin karanlık köşelerinde buluverir. O zaman anlar ki cahillik başa beladır. Ve her şey için çok geçtir. Çünkü bilgi bilgiyi doğrur. Ve hiç bir sistematik bilgiye sahip olmayan ve o güne kadar herhangi bir düşünce sistemi geliştirmemiş olan bu adam yığılıp kaldığı sahnenin ortasından kalkamaz. Bilmediği için yeni bir bilgiye de ulaşamaz. Yani neyi bilmesi gerektiğini de bilmez ve bilemez. Merak duygusu köreldiği için öğrenmeye de baştan da başlayamaz. Peki her bilgiye ulaşabilmek bilgelik midir? İki tip cahil vardır; birincisi hiç bir şey bilmeyen yani hiç merak etmeyen,ikincisi ise maymun iştahlılığı merak zanneden ve herşeyi öğrenmeye çalışan insan. Yani zır cahil. Neyi nasıl bileceğini bu da bilmez. Bilir ama entelektüel bir bilgi değildir sahip olduğu. Bilgelik minimalist bilgiyi gerektirir. Bilmemesi gerekeni ayıklar ve ortaya salt anlamda entelektüel bilgi kalır.

Bilge ile cahilin bilgiyi elde etme yöntemleri de farklıdır. Cahil balık tutmak için köpek balıkları ile dolu bir okyanusa ağ atar. Bilge ise sahil kenarında ayaklarını denize uzatır ve denizin derin bir noktasına oltasını fırlatır. Sadece yemek istediği, lezzetli ve yeteri kadar balık tutar ve kalkıp gider. Acıktığında yine aynı yere gelir ve aynı işlemi yapar. Diğeri ise ya köpek balıklarına yem olur ya da ağına takılan ölü yılanları bile yemek zorunda kalır. Bilge adam yanlış bilgiden kaçar, cahil doğru bilgiyi kovalar. Peki bu doğru kimin doğrusu. Bilge adamınki tamamen öz benliğinin ve kendi aklının doğrusudur. Cahilinki ise ucuz ve satlık ellerde kiralık bir doğrudur.

Peki ya ölüm. Cahil hiç ölmez. Çünkü ölmek için yaşamak gerekir. Yaşamak için de hareketten fazlasına ihtiyaç vardır. Hareketsizlik ölümün diğer adıdır. Yani fikirsizlik. Yani merak etmemenin doğurduğu bir sonuç. Bilge adam yaşamıyordur. O bilgiye ilk ulaştığı an ölmüştür zaten. Korku ölüm korkusu değildir aslında. Merak duygusunu kaybetme korkusudur. Bir bakın cahillere hiç korkuyorlar mı ölümden?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s